POTANSİYEL-ENGELLER=PERFORMANS

news details
  • 28/06/17

POTANSİYEL-ENGELLER=PERFORMANS

“Potansiyeli yüksek bir Pazar”
“Potansiyeli yüksek bir çalışan”
“Müşteri potansiyeli yüksek bir satıcı”
TDK sözlük anlamına baktığımızda potansiyel başlığı altında şu açıklamalar yer alıyor:
 Gizli kalmış, henüz ortaya çıkmamış olan, gizil.
 Gelecekte oluşması mümkün olan.
 Kullanılmaya hazır güç ve yetenek.
Şirketler açısından yukarıya yazdığım giriş cümleleri bir beklentiyi tanımlamaktadır. Bir başka bakış açısı ile bir fırsatı işaret etmektedir.
Performans ise yine aynı sözlükte “başarım” olarak tanımlanmaktadır.
Potansiyel ve performans eşitliği ideali temsil etmekte ulaşılması güç bir eşitliği simgelemektedir.
Eşitliği bozan engeller kısmıdır. Potansiyelin yüksek performansa dönüştürülmesinde bir takım engellerin aşılması gerekmektedir. Şirketler açısından baktığımızda bu engelleri iç ve dış engeller olarak ikiye ayırabiliriz. Dış engeller içerisinde yönetebileceğimiz engeller olabileceği gibi yönetemeyeceğimiz tamamen bizim dışımızda gelişen engeller de olabilir. Dış engeller konusunda hazırlıklı olmak ve günceli sürekli takip ederek önlemler planlamak bu tip engelleri yönetmemizi kolaylaştıracaktır.
Hangi düzeyde yönetici olursanız olun odaklanmanız gereken nokta denklemin engeller kısmıdır. Özellikle de iç engeller kısmı şirketler için önemle üzerinde durulması gereken olmazsa olmazlardandır. Performansın artması için engeller dışında kalan diğer bir seçenekte potansiyeli büyütmektir. Var olan potansiyelimizi bir yönetici olarak iyi değerlendirmeli ve gerekli stratejik planlamaları yaparak potansiyel değişim yeteneğimizi geliştirmeliyiz.
Yönetim becerileri içerisinde büyük resmi görebilmek ve buna bağlı olarak yüksek performansın önündeki engelleri tanımlayabilmek büyük önem taşımaktadır. Şirketin hedefleri, departmanınızın hedefleri, ekibinizin hedefleri arasındaki ilişkiyi net bir şekilde görebilmek ve hangi düzeyde olursa olsun” iyi yönetim” geleceğin iş dünyasında farkı yaratacak unsurların başında gelmektedir.
İyi yönetimin tanımı ise günümüzde daha farklı değerlendirilmek zorunda özellikle 2008 krizinden sonra gözlenen o ki son 20 yıl içerisinde pek çok şirket yeniden yapılandırmadan geçti. Ancak bunların önemli bir kısmı başarısız oldu.
Gelecekte şirketler iyi yönetim tanımını daha farklı yapmak zorundalar. Bu tanım her türlü yönetim kademesinde hem büyük resmi değerlendirmek hem de engelleri tanımlamak adına şirket yöneticilerine büyük avantaj sağlayacaktır.


Gary Hamel “Future of Management” kitabında “yönetim Rönesans’ını şu beş ilkeyle özdeşleştiriyor;
1.Değerler: Daha insani olana odaklanmak özellikle adalet, cömertlik, sorumluluk, sadakat gibi değerlere sahip çıkmak.
2.İnovasyon: Bütün çalışanları birer” yenilik yaratıcısı” olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu önerme özellikle günümüz şirketlerinde yönetim pozisyonuna ulaşan genç Y kuşak yöneticiler çok önemli bir olguya işaret ediyor. Deloitte’nin 2013 “Y kuşağı gözüyle Devlet, Toplum ve İş Dünyası” araştırmasına göre katılımcıların %78’i çalışmak istedikleri kurumun inovatif olmasını istiyor, inovasyonun önündeki engel olarak şirketlerin yönetim anlayışını (%63) gösteriyorlar.
3.Esneklik: Farklı fikirleri içinde barındırabilen, değişim politikalarını içselleştirebilen yönetimler gelecekte daha başarılı olacaklar.
4.Tutku: İnisiyatif alabilen, yaratıcı ve tutkulu çalışanlar yaratabilen yönetimler gelecekte öne çıkabilecekler.
5.Özgürlük: Karar süreçlerine katılımın yüksek olduğu, herkesin yenilik yapma sürecinde yer alabildiği yatay organizasyonlar gelecekte daha başarılı olacaklardır.
Günümüzde teknoloji şirketlerinin çoğunda yukarıdaki 5 değer eksenli dönüşüm hızla gerçekleşmektedir.
Potansiyel performans ilişkisinde yönetim anlayışımızı yapılandırırken geleceği gözden kaçırmadan yenileşmeye çalışmak en akılcı yol gibi gözüküyor.